|
FxTurkiye
|
 |
« : AÄŸustos 22, 2010, 21:36 » |
|
Döviz kuru artar mı? İhracata çalışan sanayicilerin demeçlerini okuyunca gülümsemeden edemedim. Çoğunu kişi olarak da tanıdığım eski dostlarım haklı bir noktaya değinmişler: Anayasa halkoylamasından evet çıkarsa Türkiye'ye olan güven daha da artar ve döviz kuru daha da düşer. Hele dolar/TL kuru 1.40 TL'ye gelirse biz artık ihracat falan yapamayız!
(ErtuÄŸ YAÅžAR / REFERANS)
‘Açmaz' diye işte ben buna derim! Bir taraftan belki AKP'nin oy veren kitlesi içinde oldukları için belki de anayasa değişikliğinde yer alan hükümleri beğendikleri için halkoylamasına ‘evet' demek istiyorlar ama öte yandan çıkabilecek güçlü bir ‘evet' sonucu işlerini ve kazançlarını ciddi anlamda vuracak.
Yani can mı canan mı?
Yine de ihracata çalışan sanayici dostlar bu konuda çok üzülmesinler. Yani halkoylamasından güçlü bir evet çıksa bile, Türkiye önümüzdeki dönemde döviz kuru açısından düşündükleri kadar kötü bir senaryo(!) yaşamayabilir.
Şu anda Türkiye ciddi biçimde Avrupa ülkelerinden ve ‘emerging markets' denen serpilmekte olan ülkelerden ekonomik performans olarak ayrışmıştır. İşte Hürriyet'teki köşesinde dün Şükrü Kızılot yazmış, 7 ay önce eurosunu Türkiye'ye getirerek İMKB'de ya da Hazine bonolarında değerlendiren yabancı yatırımcı eurosuna yüzde 15 ile yüzde 25 arasında net (vergisiz) kazanç sağlamış! (Hem euronun değerinin 2.17 TL'den 1.97 TL'ye düşmesinden hem de elde edilen normal değer artışı ya da faiz kazancından).
Dünyada herhangi bir işte böyle bir kazanç var mı? Ya da olabilir mi?
İşte demek ki oluyor; Türkiye, uluslararası kısa dönem portföy yatırımcısının göz bebeğidir. Çünkü uluslararası portföy yatırımcıları Türkiye'de ‘eşek yükü ile' para kazanmaktadırlar.
Her ne kadar Tayyip Bey, TÜSİAD'ı kastederek, Bu ülkeyi sermayenin hegemonyasına terk etmeyeceğiz dese ve bu söylemi ile meydanlarda ciddi alkış alsa da zaten Türkiye çoktan uluslararası sermayenin dümen suyuna girmiştir. Çünkü uluslararası sermaye şu anda Türkiye'de hiçbir başka ülkede olmayacak kadar çok para kazanmaktadır.
Ama bu durum böyle sürmeyebilir…
12 Eylül halkoylamasının sonucu ne olursa olsun, Türkiye bundan böyle bir genel seçim ortamına girecektir. Adalet ve Kalkınma Partisi'nin (AKP) 2007 genel seçimlerinde olduğu kadar rahat olmadığı ve hatta 2011 genel seçimlerinde tek başına iktidar olamayabileceği görülmektedir. Şu anda genel seçim olsa oyunuzu kime verirsiniz sorusu ile yapılan (ama seçim zamanına kadar çok değişebilecek) kamuoyu yoklamalarına göre, AKP'nin oyları tek başına iktidar olmaya yetmemektedir.
Bunun doğal sonucu, AKP iktidarının hemen halkoylamasının ardından bütün gücü ile seçimleri kazanmak için popülist harcamalara yönlenmesi olacaktır. Zaten mali kural gibi kamunun hesapsız harcamalarına dizgin vuracak bir engel de olmadığı için, Türk kamu maliyesi önümüzdeki aylarda çok ciddi anlamda bozulacaktır.
Salı günü euro içinde yer alan İrlanda hazinesi yaptığı borçlanmada Almanya'ya göre 300 baz puan daha fazla faiz ödemek zorunda kalmış. Bunun nedeni İrlanda kamu açığının, ülke gayri safi milli hasılasının yüzde 14'üne ulaşmasıdır. Yani uluslararası yatırımcılar, euro gibi güçlü bir çapa olmasına karşın, kamu açıkları yönetilemez ve sürdürülemez durumda olan bir ülkeyi yüksek faiz ile cezalandırmaktadırlar.
Önce yüksek faiz, ardından da bir yerden sonra default beklentisi. Zaten bizce bu durum bu sonbaharda bir Avrupa ülkesinde mutlaka yaşanacak. Yani sonbahar aylarında bir Avrupa ülkesi, ne faiz öderse ödesin borçlanamaz hale gelecek ve borcunu çeviremeyecek (fiili default olacak).
İşte o uluslararası çalkantılı günlerde Türkiye'de de kamu maliyesinin sağlam olmaması, Türk kâğıtlarından hızlı bir çıkışı getirebilecek. Bütün Türk kâğıtları (hisse senetleri ya da Hazine tahvil ve bonoları) çakılırken döviz patlayacak.
Her ne kadar böyle bir senaryonun gerçekleşmesini hiç arzulamasak da içinde bulunulan politik ve ekonomik durumun gidişatı sanki bu yöndedir. Ama sakın ha ihracatçılar sevinmesinler, böyle bir senaryo ile döviz kuru artsa bile bu artış ne onlara ne de başkasına yarar!
|