7439 Mesaj 6560 Konu - Gönderen: 7372 Üye - Son üye: DQAnthony


Sayfa: [1]
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: Ertuğrul Özkök: Patronlara bir Rus fıkrası  (Okunma Sayısı 1135 defa)
FxTurkiye
Administrator
Prof.Fx
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 586


Üyelik Bilgileri
« : Kasım 24, 2010, 12:58 »

Patronlara bir Rus fıkrası


KOÇLARA, Sabancılara, Şahenk’e, Doğan’a, Çalık’a ve onların CEO’larına seslensem ve desem ki:

“Ey büyük patronlar, dikkat edin. Bu böyle giderse, yarın başınıza bazı işler gelebilir. Mesela evinizin ve işyerinizin önüne park ettiğiniz arabayı, ertesi sabah baştan sona çizilmiş bulabilirsiniz. Oturduğunuz siteler, işyerleriniz öfkeli kalabalıkların hedefi olabilir.”
 
Böyle yazsam, çok tatsız bir şey olurdu değil mi.

Eminim, “Böyle bir şey varsa bile yazmamak gerekir” diye düşünürdünüz.

Çok da haklı olurdunuz.

* * *

Bayram sırasında bir kitapta bu satırları okudum.

Hemen paniklemeyin, kastedilen ülke Türkiye değil.

Yazan kişi, eski ABD Başkanı Clinton’ın çalışma bakanlarından biri.

Adı Robert B. Reich.

Bu ay çok tartışılan “After Shock”(*) adlı kitabı yayınlandı.

2009 krizinden sonra ABD ekonomisinin başına gelebilecek şeyleri anlatıyor.

İlk tepkim şu oldu:

“Acaba Tansu haklı mı?”

Çünkü o yıllardır bana hep buna benzer şeyler anlatıyor, ben de “Tamam tamam” deyip geçiyorum.

Yazdıkları benim son 20 yılda savunduğum liberal ekonomi yaklaşımlarına çok uygun değil.

Ama anlattığı şeyleri öyle çarpıcı argümanlarla destekliyor ki, etkilendim.

Kitaptan çok düşündürücü bir Rus fıkrası aktarıyorum:

“Yoksul bir Rus köylüsü, inek satın alan daha varlıklı komşusunu kıskanmış ve Allah’a yalvarmış. ‘Bana yardım et Allah’ım.’

Allah, ‘Yardım edeyim. Senin için ne yapabilirim’ demiş.

Rus köylüsü şunu istemiş:

‘Komşumun ineğini öldür.’”

İşte o nedenle, Türkiye’nin zenginlerine, CEO’larına, Erdoğan’a, Kılıçdaroğlu’na, Bahçeli’ye de bu kitabı şiddetle tavsiye ediyorum.

Eğer komşularımızın, bizim ineklerimizi de öldürmesi için Allah’a dua etmesini istemiyorsak, bu kitabı okumakta yarar var.

“Canım biz bir ekonomik mucize yaratıyoruz” diyenler varsa, ona da cevabım hazır.

İrlanda, İspanya ve Portekiz, daha düne kadar Avrupa mucizeleriydi.

Yani mucize yaratıyor olsak da bu kitabı okumakta fayda var.

(*) Robert B. Reich: “After Schock: The next economy and America’s future” Alfred A. Knopf, New York, 2010

BİRİLERİ PAHALI LİMUZİNLERİNİZİ ÇİZSİN, TEKMELESİN İSTEMİYORSANIZ

KİTAPTAN çarpıcı bir potpuri sunuyorum.

1929 krizi ile 2009 ekonomik krizi arasında çok çarpıcı bir benzerlik var. Amerikan ekonomisi 1929 krizine girdiğinde, ülkenin en varlıklı yüzde 1’inin milli gelirden aldığı pay yüzde 23’tü.

Krizden sonra iktidara gelen Roosevelt’in sosyal politikaları ile bu oran azaldı ve 1970’li yıllarda yüzde 9’a kadar indi.

Ancak yeni ekonomik krizden 2 yıl önce, yani 2007’de bu oran yine yüzde 23’e çıkmıştı.

Amerikan ekonomisini 1929’dan kurtaran ekonomik kararların uygulanmasında o dönemde FED’in başına getirilen Marriner Eccles adlı bir işadamı büyük rol oynadı.

Eccles, Mormon, yani aşırı muhafazakâr bir aileden geliyordu. (Bizde de son yıllarda akıllı para politikalarının, muhafazakâr bir aileden gelen bir Merkez Bankası Başkanı tarafından uygulanması tesadüf mü?)

Marriner Eccles’in temel felsefesi şuydu: Sadece Wall Street bankerlerini, yani finansal politikaları düşünerek, ekonomik krizden çıkamazsınız. Krizin bitmesi için orta sınıflarının para harcaması gerekir.

Bunun için toplumda yeni bir “kolektif pazarlık” zihniyetinin oluşması gerekir. Artık eski sisteme dönüş mümkün değildir.

Tek yol, “kapitalizmin bundan sonraki aşamasına” geçiştir.

Kolektif pazarlığın birinci şartı, “kuralların herkes için geçerli olması”dır.

Amerikan halkı, krizden çıkış için maaşlarının azaltılması dahil yeni şartlara uymaya hazırdır.

Ancak onlar bunu yaparken, Wall Street’in müflis şirketlerinin “ensesi kalın” CEO’ları eski primlerini almaya devam ederse, bu kolektif pazarlık çöker.

Unutmayın, zenginler kazandıkları parayı saklayamaz, harcarlar.

Politikacılar, atılması gereken adımları atamamaktadır. Bunun nedeni “Lobby” sisteminin giderek genişlemesidir.

1970’li yıllarda Amerikan Kongre ve Senatosu’nun emekli olan mensuplarının sadece yüzde 3’ü lobby şirketlerine geçerken, bu rakam 2009’da yüzde 30’a ulaşmıştır.

Bunu önlemek için paranın siyasetten elini çekmesi gerekir. O nedenle siyasetin finansmanını çok sıkı kontrol edecek mekanizmalar oluşturulmalıdır.

ABD’nin önündeki iki büyük tehlike şunlardır:

Bir: Ekonomik tehlike:

Orta sınıf milli gelirden adil bir pay alamazsa, Amerikan ekonomisinin ürettiği kadar ürünü satın alamaz. Ekonomi çöker.

Bundan kurtulmak için halkın borçlanması gerekir. Ama kriz gösterdi ki, sürekli borçlanma sürdürülebilir bir durum değildir.

İki: Siyasal tehlike:

Ekonomi krize girerse, meydan “popülist ve demagog siyasetçilere” kalır. Bu da, vatandaşın öfkesini ırkçı, faşist söylemlere kanalize edecek siyasetçilerin yükselişi demektir.

SON SÖZ

Hiçbir ülke, halkının çok küçük bir bölümü milli gelirden ve refahtan giderek daha büyük pay alırken, çok büyük bölümünün payının azalmasının yaratacağı ekonomik, siyasal ve sosyal sorunlara tahammül edemez.

Bunun için reform şarttır.
Moderatöre Bildir   Logged

Yönetici
FxTurkiye.com


Expert Advisor
Stratejilerinizi Otomatik İşlem Mekanizması Olarak Size Sunuyoruz.
ekonomi  bölüşüm  gelir dağılımı  ertuğrul özkök 
Sayfa: [1]
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: