FOREX Forumu Forex Türkiye, Parite İşlemleri, FOREX, Döviz, Metatrader, EA, Mql4 Kodları
...
Duyurular: Bu Forumda yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri "Yatırım Danışmanlığı" kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti... Devamı > > http://www.fxturkiye.com/yasal_risk_uyarisi-t155.0.html
 
*
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Aktivasyon mailiniz gelmediyse buraya tıklayın.
Şubat 06, 2012, 08:45


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz



Sayfa: [1]
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: Haberleri Kullanarak Nasıl Kâr Edebiliriz - Bölüm 2 (Martin Pring)  (Okunma Sayısı 603 defa)
erkmen
Prof.Fx
****
Mesaj Sayısı: 1002


Üyelik Bilgileri
« : Ocak 28, 2009, 21:33 »

Piyasaların haberlere verdiği tepkiyi analiz ederek nasıl kâr edebiliriz?

Haberler çoğunlukla zaten sürekli olarak fiyatlara yansıdığından, gelen haberleri kullanarak kâr etmenin ne kadar zor olduğunu birinci bölümde öğrenmiştik. Tamamen yeni olan olaylar, yani tabii doğal afetler, suikastlar veya rastlantılara bağlı başka olaylar, öngörülemediklerinden henüz fiyatlara yansımamıştır. Bu gibi durumlarda piyasanın tepkisi çok öğretici olabilir. Bir yükselişin başlamasına neden olamayan iyi haberler düşüş işareti olarak algılanmalıdır. Diğer yandan, düşüşle sonuçlanmayan veya ardından toparlanmanın geldiği kısa ömürlü aşağı yönlü haberler, piyasanın güçlü olduğunu gösterir. 50’li yılların başına Başkan Eisenhower’in kalp krizi, piyasada düşüşe neden olsa dahi, hemen ardından bir ralli yaşanmıştı. Başkanın kalp krizine dair “haberi öncesi” fiyatlardan almış olanlar bile kâr etmişlerdi. 22 Kasım 1963 yılında John F. Kennedy’ye yapılan suikastin ardından da, yatırımcılar için aynı durum geçerliydi. Piyasanın ilk tepkisi sert bir satış dalgası olmuştu, ancak kısa süren satışların ardından yükseliş gelmişti.

Her iki örnekte de, piyasaların çok kötü haberleri sindirme kapasitesinin ve dengeyi kaybetmemesinin olumlu birer faktör olduğu görülmektedir. Aslında her iki durum da güçlü birer alım sinyalidir. Suikastın ardından yaşanan fiyat hareketi iki olaya neden olmuştur. Birincisi, ilk satış paniğinde piyasa, fevri tepkiler veren, inançlı olmayan pozisyon sahiplerinden kurtulmuştur. Piyasanın suikast öncesindeki düzeye yeniden ulaşması, bundan kaynaklanan satış dalgasının tamamlanmış olduğunu göstermektedir. İkincisi, piyasanın bu tür istikrarı bozabilecek haberlerin karşısında dengesini kaybetmemesi, piyasanın teknik olarak güçlü olduğunu ve daha da yukarı gitmesi olasılığının bulunduğunu göstermektedir. O zamanlar, bu durumun düzelmesinin bahanesi Lyndon Johnson’un yönetimi devralarak durumu kontrol altına alması olmuştur. Piyasalar belirsizlikten nefret ettiği için, bu algılama çok olumlu bir faktör olarak karşılanmıştır. Gerçek neden ise, büyük olasılıkla, piyasanın da aslında çok iyi bildiği gibi, ekonominin uzun vadeli bir kalkınma döneminin ilk safhalarında olmasıdır. Ekonomi bir durgunluğun eşiğinde olmuş olsaydı, piyasanın habere bu denli cesurca tepki göstermesi beklenemezdi.

1973-1974 durgunluğu sırasında Başkan Nixon’un istifasına verilen tepki, bir önceki örnekte anlatılan reaksiyonun tam zıddıdır. Başkan Yardımcısı Gerald Ford başkanlığı üstlendikten sonra, Johnson’dan aşağı kalır yanı olmayan bir icraat sergilemiştir. Ancak, faiz hadlerinin yükseldiği ve ekonominin düşüşe geçtiği bir ortamda hisse senetlerinin düşüşü kaçınılmaz olmuştur. Nixon’un istifası, zamanlaması sürpriz olsa da, hiç bir şekilde, Kennedy suikastı veya Eisenhower’in kalp krizi gibi beklenmeyen bir olay değildi. Böylelikle, piyasa bu olasılığı fiyatlara önceden yansıtma imkanı bulmuştur. Ford’un icraatı iyi olsa dahi, aşağı yönlü piyasa yeniden hakim olmuş ve fiyatlar düşüşünü sürdürmüştür. Bu nedenle, bir piyasanın bir habere nasıl tepki gösterdiği, ana trendin yukarı mı aşağı mı olduğunu belirlemekte çok aydınlatıcı olabilmektedir.

Piyasaların haberlere tepkisine bir örnek de, 16 Ocak 1991 tarihinde Körfez Savaşının patlak vermesi ile ilgilidir. Savaşları her zaman tahmin etmek mümkün değildir, ancak bu durumda, Iraklılara Kuveyt’ten çekilmeleri için verilen süre 15 Ocak’ta dolmaktaydı. Bunu yapmadıkları için, ABD ve müttefiklerinin aslında bir noktada müdahale edeceğini tahmin etmek mümkündü. Savaş başladığında piyasa herkesin beklentisinin aksine yukarı doğru patladı.

Neden böyle oldu? Bu sorunun yanıtı, savaşın başlamasından önceki olayların ve yatırımcı algılamalarının analizinde saklıdır. Savaş olasılığının önceden biliniyor olduğunu anımsayın. Aslına bakarsanız, piyasa Ekim 1990 tarihinde bir dip oluşturmuştu. 1991 yılının ilk haftalarında, verilen sürenin sonuna yaklaşıldıkça, yatırımcıların çoğu satışa geçtiğinden piyasa satış baskısı altında gerilemişti. O sırada yaşanan genel belirsizliğin yanı sıra, profesyoneller de çarpışmaların başlaması ile birlikte 100-150 puanlık daha düşüş öngörmüşlerdi. Bunun gerçekleşmesi halinde, bunun mükemmel bir alım fırsatı olacağından söz edilmekteydi. Burada sorun, herkesin aynı görüşte olmasıydı. Piyasa savaşa beklenmeyen bir şekilde yukarı doğru patlayarak yanıt verdi. Piyasanın beklenen şekilde hareket etmemesinin diğer bir nedeni de, askeri müdahalenin gece yani New York Borsası kapalıyken gerçekleşmesiydi. Japonya’da yaşanan ilk tepki insanların beklediği yönde olmuştu, yani önce yaşanan düşüşün ardından yükseliş gelmişti. New York Borsası açıldığında ise, tüm dünya borsaları çoktan yukarı dönmüştü ve Avrupa piyasalarında sert yükselişler yaşanmaktaydı. Bu da, Amerikalı yatırımcılara düşük fiyatlardan alım yapma şansı tanımamıştı.

Bu arada, 15 Ocak öncesinde aşırı bir kötümserliğin hakim olduğunu belirtmemiz gerekir. Bunun bağlı olarak da, bir çok traderin açık pozisyonu bulunmaktaydı ve 16 Ocak günü açılışta bu pozisyonları kapamak zorunda kaldılar. 15 Ocak sabahı, tüm piyasa oyuncularının aynı yönde düşündüğü piyasalara klasik bir örnektir. Yükselişe inananlar pozisyonlarını kapatmış, düşüşe inananlar ise yoğun olarak açık pozisyon almışlardır. Piyasanın çökmeyeceğinin farkına varıldığında bu pozisyonlar hemen kapatıldı. Açıkları olanlar hemen pozisyonlarını kapattı, yükselişe inanan fakat pozisyonu olmayanlar ise, sattıklarını uygun fiyatlarla yerine koyma fırsatını görünce yeniden pozisyon açmaya başladılar.

Yaşanan yükseliş, ABD’nin üstün teknolojisi ile savaşı kazanma olasılığının yüksek olmasına dayandırıldı. Ayrıca, savaş düşünceleri ve devam etmekte olan ekonomik durgunluk nedeniyle darbe yemiş olan tüketici güveninin de yukarı sıçraması ile birlikte, düzelme sürecine girilmiş oldu. Merkez Bankasının para politikasını gevşetmesi de, bu düzelmenin temelini atmış oldu. Bu nedenle, 16 Ocak’ta fiyatların sert bir şekilde yükselmesi, aslında bir yükseliş piyasasının yolda olduğunu güçlü bir şekilde doğrulamaktaydı.

Bu örnekten çıkarılabilecek diğer bir sonuç da, piyasanın aynı olayı asla iki kez fiyatlamayacağı yönündeki eski bir Wall Street atasözüne dayandırılabilir. Bu durumda, piyasa zaten savaşı fiyatlara yansıtmak için, Ağustos ve Ekim ayları arasında kendine yeterince süre bulmuştu. Çarpışmalar başladığında ise, piyasa oyuncuları kendilerine odaklanacak başka şeyler aramaya başladılar. Çoğu insanın genelde olaylar karşısında nasıl tepki gösterdiği ve endişe ettiği düşünüldüğünde, bu hiç de sürpriz değildir. Öğrencilerin çoğu önemli bir sınava girmeden önce heyecanlanmaya başlarlar. Bu nedenle de sınav yaklaştıkça sıkı bir şekilde ders çalışmaya başlarlar. Ancak endişelerin zirveye ulaştığı nokta daha öncesidir, bu da önlem almayı tetikleyen unsur, yani ders çalışmaktır. Eğer endişenin derecesini ölçmek mümkün olsaydı, bunun, ders çalışma süreci başlamadan hemen önce en yüksek düzeyde olduğu görürdük. Ders çalışma süreci başladıktan sonra, öğrenciler sınavın düşündükleri kadar da zorlu bir engel olmadığını fark ederler. Bu, sınav öncesinde yeniden stres yaşama olasılığını tamamıyla ortadan kaldırmaz. Ancak, sınava sıkı bir şekilde hazırlandıkça, sınavda başarılı olacaklarına dair güvenleri kademe kademe artar. Benzer şekilde, piyasalar da çetin sınavlara fiyat düşüşleri ile hazırlanır. İnsanlar satış yaparak kendilerini korumaya yönelik önlemler alırlar, yani endişeli olanlar için pozisyonlarını kapatma imkanı doğar ve böylelikle piyasa artık bir sonraki olayı fiyatlara yansıtmaya hazırdır.

Finans medyasında yayınlanan makalelerle ilgili olarak, piyasanın haberlere olan tepkisi, piyasanın yönünü anlamak için çok yararlı olabilir. İlginç bir uygulama da, The Wall Street Journal gazetesinin Para ve Yatırım bölümünü izlemektir. Emtia piyasaları sayfaları, örneğin genellikle bir grafik eşliğinde belirli bir emtiaya odaklanır. Manşetteki emtia genellikle bir gün önce ya da geçen iki veya hafta boyunca sert bir hareket yaşamıştır. Buraya konu olabilmesi için, bir emtiada bazı haberlerin etkisiyle sert bir düşüş görülmüş olması gerekir. Şekil 9-1’de, haberin yayınladığı 21 Eylül tarihinden önce altın fiyatında gerçekleşen oldukça büyük çaplı bir yükseliş olduğu görülmektedir. Emtia sayfasının başlığı “7 Ülkenin Sovyetler Birliğine Mali Yardımda Bulunma Kararı Altın Fiyatları Yükseltti” şeklindeydi. Çok açık ki, fiyatlar zaten bu olayın beklentisi içinde yükselmekteydi. Artık bu bilginin kamuya açıklanması ile birlikte, kısa vadede yükselişin devam etme şansı büyük ölçüde azalmıştır. Şekil 9-1’de bunun gerçekleştiği görülmektedir, makalenin yayınlanmasını izleyen bir kaç gün içinde fiyat geri çekilmiştir.

Benzer bir örnek de Şekil 9-2’de gösterilmiştir, ancak bu kez büyük bir düşüşün ardından buğday fiyatları söz konusudur. Yazının manşeti, “Vadeli Buğday Kontratı Fiyatları 13 Yılın En Düşük Seviyesine Geriledi”
şeklindedir. Yine, burada da makalenin yayınlandığı gün iyi bir dönüş sinyalidir. Bu klasik örnekler, bu olgunun doğruluğunu göstermek amacıyla kullanılmıştır, ancak birçok piyasa analizinde olduğu gibi, The Wall Street Journal gazetesi, piyasada egemen harekete karşı hareket edenler için şaşmaz bir mekanizma olarak kullanılamaz. Kişisel görüşüm şöyledir: Eğer bir piyasa, bir süredir devam eden bir yükseliş veya düşüş trendi içindeyse, bundan, trendin ters yöne dönebileceğine yönelik bir uyarı olarak yararlanılmalıdır. Eğer söz konusu piyasa makalede belirtilenin tersi yönünde kapanmışsa trendin dönmesi olasılığı yüksektir. Bir haber makalesi sadece bir göstergedir, ancak buna rağmen piyasaya belirli bir noktadan girmeye yönelik tartışmasız bir uyarı niteliğindedir. Genelde, devam etmekte olan mevcut trendin aksi yönde pozisyon alanların şansı - manşette son 5 yılın en yüksek veya son 10 yılın en düşük seviyeleri gibi ifadeler içeriyorsa - daha da yüksektir.

Çoğunlukla, düşük açıklanan bir kâr rakamının önce satışlara neden olsa dahi günü daha sonra artıda kapattığını görürüz. Genellikle, bu gibi hareketlere özellikle yüksek işlem hacimleri eşlik etmektedir. Bunun nedeni genellikle, yatırımcıların kötü haberleri bekliyor olması ve bu haber gelene dek piyasadan uzak durmalarıdır. Tabii bu fiyatlar üzerinde baskı yaratan bir etkiye neden olur, çünkü alıcılar açıklama yapılana dek beklemeyi tercih ederler. Kötü haber açıklandıktan sonra yatırımcılar hisseyi toplamaya başlarlar ve trend yukarı döner.

Önemli bir haber ardından, hisse senetlerinde ya da daha doğrusu finansal piyasalarda yaşanan fiyat hareketleri piyasanın yönünü anlamak için çok faydalı olabilir. Eğer bir piyasa, piyasayı izleyen, bilgili olmayan birinin bekleyeceğinin tam tersi yönde hareket ediyorsa, piyasanın iyi veya kötü bir haberi fiyatlara önceden yansıtmış olduğunu ve muhtemelen yeni bir trendin başlayacağını daha önce öğrenmiştik. Bir trendin, kısa ömürlü mü yoksa uzun ömürlü mü olacağı da ayrı bir konudur. Diğer yandan piyasa kötü haberleri bekliyor olsa da, gelen haber genel olarak beklenenden daha kötü olabilir. Bu durumda iki senaryo söz konusudur. Ya, fiyatlardaki satış dalgası devam eder, ki bu durum teknik olarak fazla bir şey ifade etmez; çünkü fiyatlar mantıklı bir tepki vermektedir. Ya da, haber piyasa tarafından hızla emilerek fiyatlar “haber açıklandıktan sonraki” en yüksek seviyelere erişir, ki bu güçlü bir teknik durum olup daha da çok yüksek fiyatları görmeyi bekleyebiliriz. Bu fenomeni, daha önce hayali XYX hissesi için ve piyasanın Kennedy suikastına olan tepkisi için verilen örnekler sırasında ele almıştık. Her iki durumda da piyasa oyuncuları, kısa vadeli engellere takılıp kalmak yerine uzun vadeli olumlu görünüme odaklanabilmektedir.

Aynı durum tersi için de geçerlidir, yani piyasa yükseliş yönünde akla gelebilecek en güçlü sinyalleri göz ardı edebilmektedir. Bir broker’in Kanada’da 1973 yılında iki hisse senedi - Chrysler ve Kanadalı küçük bir elektronik imalatçısı Electrohome - için aldığı inanılmaz iyi haberler aldığını hatırlıyorum. Her ikisi için de beklentilerin üzerinde kârlar açıklanmış, ancak her iki hisse senedi de düşmeye devam etmişti. O zamanlar, buna neyin neden olduğunu anlayamamıştım, ancak daha sonraları böyle bir çok bariz örnek gördükten sonra, bu gibi aşikâr teknik zayıflıkları göz ardı etmenin genellikle pek de akıllıca olmayacağına karar verdim. İyi haberlere rağmen Chrysler’e ve Electrohome’ye satış gelmesinin nedeni, yatırımcıların gelecek ekonomik durgunluğa odaklanmış olmaları ve o günkü haberler ne denli iyi olursa olsun bu hisseleri ellerinde tutmak istememeleridir.

Moderatöre Bildir   Logged
Sayfa: [1]
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  

 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Forex |Site Map | Arsiv | Wap | Wap2 | Wap Forum | XML | Rss
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.14 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC

XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli! Dilber MC Theme by HarzeM