|
FOREXPARK
|
 |
« : Nisan 21, 2009, 08:25 » |
|
IMF krizden çıkış yavaş olur diyecek Bugün açıklanacak olan Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) Dünya Ekonomik Görünümü Raporu öncesinde yayınlanan bu raporun analitik bölümlerinde yer alan kısa bir değerlendirmeyle yazımıza başlamak istiyoruz.
Haluk Bürümcekçi / REFERANS
Burada aktarılan görünümün uzunca bir süre hakim olmaya devam edeceğini düşünüyoruz. Buna göre, bir finansal kriz ile birleşmiş resesyonlar diğer şoklardan kaynaklanan resesyonlara göre daha derin ve daha uzun olmaktadır.
Bu resesyonlardan çıkış ise zayıf iç talep ve sıkı kredi koşulları nedeniyle tipik olarak daha yavaş olacaktır. Bu ise, kısa vadede toplam talebi destekleyerek resesyonun derinleşmesini önlemek ve toparlanmayı güçlendirmek için agresif para politikası ve özellikle mali tedbirlere ihtiyaç olduğunu gösterirken, bunun orta vadede kamu borcunun sürdürülebilirliğini korumak için gerekli özenin gösterilmesi koşuluyla uygun olduğu vurgulanmaktadır. Bu tedbirlerle bile, istikrarlı ekonomik büyüme dönemine geri dönüş finans sektörünün sağlıklı çalışmasının sağlanmasına bağlı olacaktır. Özel sektör çok borçlu
Bu tespitlerin Türkiye'nin içinde bulunduğu durumla birlikte düşünülmesi faydalı olacaktır. Bunları söyledikten sonra, geçen hafta açıklanan mart ayı bütçe gerçekleşmelerinin mevcut kötüleşme eğilimine ilişkin çizdiği olumsuz tablo ve işsizlik oranlarında rekor seviyeleri getiren hızlı yükselişin, yeni program hazırlıklarının dönüşüm geçirmesini getirecek gibi göründüğünü belirtmeliyiz.
Çıkış noktası özel sektörün ödemeler dengesi krizinden olumsuz etkilenmesini önleme olan yeni program yine kamu finansmanı odaklı bir programa dönüşebilir. Zira, 2001 krizi sonrasında kamu sektörünün yeniden yapılanmasıyla takip eden dönemde riskler kamu sektöründen özel sektöre doğru kayış göstermişti.
Bu durum en bariz olarak, kamu borç stoku milli gelir oranının yüzde 79'dan yüzde 43'lere gerilediği bu dönemde, özel sektör dış yükümlülüklerinin 30 milyar dolardan 125 milyar dolara fırlamasından izleniyordu. Ancak, özelikle 2009 yılında zaten daha önceden hızlanan kamu harcamalarına vergi indirimi desteklerinin eklenmesiyle bahsettiğimiz sürecin tersine çevrilmesi iyice hızlanacak gibi görünüyor. Risk kamunun üzerine yığılıyor
KEP içinde bir ek olarak verilen Krize Karşı Alınan Mali Önlemler ve Maliyeti başlıklı notta, her ne kadar herbirinin bu doğrultuda atılmış adımlar olduğunu düşünmesek de, şimdiye kadar alınan tedbirlerin bütçeye 2009 ve 2010 yıllarında sırası ile 19.1 ve 15.3 milyar TL düzeylerinde bir yük getirdiği belirtilmektedir.
Bütçe üzerinde doğrudan veya hemen etkisi olmayan mali önlemlerin boyutu ise 2009 yılı için 11.3 milyar TL olarak verilmektedir. Bunlar nereden bakarsanız bakın büyük rakamlardır ve tek başına işsizliğin çizdiği görüntü bile kısa vadede buradaki riskin yukarı yönlü olmaya devam ettiğini düşündürmektedir.
Bu durumun telafisinin zamana yayılması ise borç dinamiklerini olumsuz etkileyecek ve ülke risk primlerinin piyasalarda yeniden fiyatlanmasını getirebilecektir.
Riskin nasıl hızla kamunun üzerine yığılmakta olduğunu en açık olarak, Hazine'nin iç piyasadan yaptığı borçlanmaların gerçekleştirdiği geri ödemelere göre fazlalaşmasından izlemekteyiz. Nisan ayında iç borç çevirme oranı yüzde 142'ye yükselirken, ilk dört ayda bu oran yüzde 108 düzeyinde gerçekleşmiştir
|