|
Starex_man
|
 |
« : Temmuz 20, 2010, 08:23 » |
|
İş yaşamında belli bir durgunluk var. Yaz tatili ülkeyi ve ekonomiyi kapladı; toplantılar ve organizasyonlar iyice azaldı. Belki de bu yıl ramazanın ağustos ayının büyük bir bölümüne gelecek olması nedeni ile bazı tatiller de erkene çekildi.
Ama bu durum geçicidir. Çok değil, 15 Ağustos'tan sonra (belki bu yıl Ramazan Bayramı ve halk oylaması nedeni ile 15 Eylül'ü bile bulabilir) ekonomi ve politika mutlaka hareketlenecektir.
Parası olanlar için yaz ayları hem çok iyidir hem de bir parça sıkıntılı. Para olduğu için rahatlıkla tatile gidilebilir. Ama yine para olduğu için tatilde olanakların ve gelişmelerin yeterince izlenemediği düşünülür ve korkulur. Kaldı ki bu yıl Türkiye çok istisnai bir yıl geçirecek...
Politik açıdan sıcak bir yaz geçireceğimizi artık biliyoruz. Her ne kadar Başbakanımız Tayyip Bey ve ana muhalefet CHP Başkanı Kemal Bey perşembe günü çok iyi bir diyalog yakaladılarsa da bu, geçici olacaktır. İşler referandum sattı mahalline girince ülke politik olarak gerilecektir.
Parası ve portföy yatırımı olanlar gelecek yıl temmuz ayına kadar, yani genel seçimlerin olağan yapılacağı tarihe kadar, diken üstünde oturacaklar. Çünkü Türkiye'de o tarihe kadar ciddi politik riskler ve dalgalanmalar yaşayabiliriz.
Öncelikle referandum sonucu acaba bir sıkıntı yaratır mı? Yani eğer referandumda ‘evet' oyları % 30 dolayında çıkarsa, AKP meşruiyeti kaybeder mi? Ülke bir politik belirsizlik ortamına girer mi?
Açıkçası bu durumu yüksek bir olasılık olarak görmüyoruz. Evet, AKP'nin ciddi bir oy kaybı yaşadığını düşünüyoruz; ama Anayasa Mahkemesi'nin aldığı karar ile AKP karşıtlığının bir parça da olsa sulandığını ve mevzi kaybettiğini öngörüyoruz.
Ya seçimler?
Ben hâlâ genel seçimlerin Temmuz 2011'den daha önce yapılabileceğini düşünüyorum. Belki de yanılırım. Ama ekonomi açısından genel seçimler ne kadar erken olursa o kadar iyi olur. Çünkü izlenecek seçim ekonomisinin süresi o kadar kısalır; kamu bütçesine verilecek zarar o kadar azalır.
Yine de bugün görülen politik manzara, AKP'nin genel seçimleri tek başına kazanamayacağıdır. Bir koalisyon hükümeti daha olası bir sonuç gibi görülmektedir. MHP, ya CHP'yle; ama bizce AKP ile koalisyon ortağı olabilir. Bu da ülkede politik karar verme süreçlerini oldukça yavaşlatır. Ama şu gün görülen, bir koalisyon hükümetinin, kendini beğenmişlik alanında her türlü rekoru kıran bir tek başına AKP iktidarından daha iyi olacağıdır.
Bu politik belirsizliklere bir de Avrupa'daki ekonomik sıkıntı ekleniyor. Biz hâlâ bu sonbaharda (eylül ya da ekimde) Avrupa'da Lehman Brother'vari bir işaret fişeği ile ciddi bir ekonomik çalkantı yaşanacağını düşünüyoruz. Son üç aydır Avrupa'nın kamu maliyesi krizinden ayrışan Türkiye, korkarız bu kere ayrışamayabilir.
O zaman para sahipleri ne yapmalı?
Her şeyden önemlisi önümüzdeki dönemde likit kalmaktır. Yani gayrimenkul gibi hemen satılabilir olmayan yatırımlara, eğer çok büyük bir fırsat (okazyon) yok ise girmemek daha akıllıca olabilir.
TL'de kalmak dövizde olmaktan çok iyidir (TL faizlerinin artması bekleniyor.) Ancak eğer dövizde bir yukarı hareket başlarsa hemen paniklenip döviz satın alma yoluna da gidilmemelidir. Çünkü son yıllarda bu türlü kısa döviz hareketlerinde panik ile döviz satın alanlar sonra çok zarar etmişlerdir.
Borsa likit bir yatırım aracı olduğu için tercih edilebilir. Ama keskin hareketlerde borsadan çıkmanın (hisse senetlerini satmanın) çok zor olduğu da unutulmamalıdır. Belki anapara korumalı yatırım fonları kısa süre için denenebilir.
Her şeyden önemlisi uyanık olmak; ama panik de yapmamaktır. Türkiye ve Türkiye ekonomisi, iyi tarafa da kötü tarafa da çok hızlı değişir. Panik ve yetersiz değerlendirme ile alınan kararlar sonra bize ciddi ekonomik zararlar yazabilir.
|