7439 Mesaj 6560 Konu - Gönderen: 7389 Üye - Son üye: Mispeffelve


Sayfa: [1]
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: Piyasalarda son durum neyi ifade ediyor?  (Okunma Sayısı 451 defa)
FxTurkiye
Administrator
Prof.Fx
*****
Online Online

Mesaj Sayısı: 586


Üyelik Bilgileri
« : Kasım 28, 2008, 01:03 »

 
YaÅŸadığımız kriz yurtdışı kaynaklı olduÄŸundan, geliÅŸmeleri de  yurtdışı ağırlıklı izlemekte fayda var. Her ne kadar yurtiçinde ekonomi alanında ciddi geliÅŸmeler söz konusu olsa da esas hikaye yurtdışında ÅŸekilleniyor.

Murat TURAN / REFERANS GAZETESİ

Global kriz daha da ağırlaşırsa, içeride ne önlem alırsak alalım durum kötüleşecektir. Eğer gerekli önlemleri alamazsak, dışarıda kriz hafiflese bile bizde durum yine kötüleşecektir. Mevcut durumda yapılması gereken ise önlemleri hızla alıp, dünyada durumun düzelmesini beklemek olacaktır.

Yurtdışında, krizin baş aktörü Amerika ağırlıklı haber akışlarını takip etmekte fayda var. FED'in, 600 milyar dolar değerinde mortgage'a dayalı menkul kıymeti alacağını ve 200 milyar dolar büyüklüğünde tüketici borçlarına dayalı menkul kıymeti de alma imkanı sunacağını açıklaması oldukça iyi karşılandı.

Ancak halen ABD ekonomisi 3. çeyrekte beklenenin çok üzerinde geriledi ve ev fiyatları rekor seviyelerde değer kaybetti. Amerikan Hazinesi, ona 20 milyar dolar, buna 60 milyar dolar, paket açtık 600 milyar dolar derken kantarın topuzunu kaçırdı. 2008 mali yılında 455 milyar dolar açık veren bütçenin, kurtarma paketlerinin de etkisiyle, 2009 ve 2010 yılındaki açıklarının ikişer kattan fazla artış göstermesi güçlü olasılık olarak karşımıza çıkıyor.
 
Risk devam ediyor

Şu sıralar onlarca milyar dolarlık yardımlar ulufe gibi dağıtılıyor. Şirketleri kurtarmak için dağıtılan paraların ne kadar işe yarayacakları da belli değil. OECD ise, merkez bankalarının faiz indirimlerine devam edebileceğini, ancak deflasyon riskinin de önümüzdeki dönemde önemli bir risk olarak kendisini hissettirebileceğini savunuyor. Fiyatların sürekli gevşediği deflasyonist ortamda, ertelenen harcamalar nedeniyle tüketim ve üretimde sıkıntılar görülebileceği dile getiriliyor.

Dünyada geçerli ekonomik sistemin dayandığı temel nokta tüketimin artışı. Şirketleri kurtarmanın maliyetinin halka yansıtılması tüketimi azaltacaktır. Amerika'da tüketici harcamaları üçüncü çeyrekte 3.7 oranında azaldı. Tüketici harcamalarındaki bu düşüş ülkenin büyük bir durgunluk içinde olduğu 1980 yılından bu yana görülmemişti. Neden olarak gelirlerdeki yüzde 9.2'lik azalma gösteriliyor ki bu II. Dünya Savaşı'ndan sonra gelirlerde gözlenen en büyük düşüş.

Daha önceki krizlerin mimarlarından olan Uzakdoğu ülkeleri de sıkıntıda. Öyle ki, Amerika'nın en büyük ticari partnerlerinden Çin, son 10 haftadaki dördüncü faiz indirimine gitti. Riskten kaçınan yatırımcıların son dönemde Japon Yen'ine geçmeleri paritenin aşağı yönlü hareket etmesine neden oluyor. Yen'in değer kaybetmesi risk iştahının tekrar artma eğiliminde olduğunu gösteriyor. IMF'e göre, Asya'daki büyümenin, zayıflayan ihracat ve küresel mali türbülansın etkisiyle dünyanın geri kalan kısmı ile birlikte önemli ölçüde yavaşlaması kaçınılmaz.
 
IMF'le nasıl bir program

Avrupa'da ise işler iyice karışık. İngiltere'de 3. çeyrek hane halkı harcamalarındaki düşüş 1995 ilk çeyrekten bu yana en düşük seviye oldu. Muhtemelen 4 Aralık'taki toplantıda faiz indirim kararı alacaklar. AB Komisyonu'nun 200 milyar euroluk canlanma paketi ile sorunu aşmaya çalışacaklar. Avrupa'da sorun çok başlılıktan, kararların hızlı alınamamasından kaynaklanıyor. Ülkelerin menfaatlerinin çakıştığı yerde sorunlar daha da büyüyor. Hükümetlerin bütün gayretlerine rağmen yatırımcılar, resesyonun hızının kesilebileceğinden ümitsiz gözüküyorlar.

Küresel ekonomileri etkileyen yavaşlama endişeleri ve dünyanın çeşitli bölgelerinde ekonomik göstergelerde görülen bozulma petrol fiyatları üzerinde baskıya neden oluyor. Piyasalardaki iyimserliğe bağlı olarak tepki hareketleri olsa da henüz kalıcı bir yükseliş yaşanmadığını gözlemliyoruz. Petrolden gelen gelirlerin üçte birine inmesi piyasalarda kaynak sıkıntısına yol açıyor.

Türkiye'de ise durum farklı. Hükümet yatırımcılara IMF havucunu gösterdi ve iyimser bir hava yaratmaya çalışıyor. Küresel kriz olmasa kesinlikle IMF ile anlaşmaya niyetimiz olmadığı açıkça belli. Türkiye'nin IMF'den 20-40 milyar dolar arasında kaynak sağlaması durumunda Türkiye'de faizlerin düşeceğini söylemek yanlış olmaz. Görünen, Türkiye'nin bu paraya ihtiyacı olduğu ve ne olursa olsun IMF ile anlaşmaya niyet ettiğidir.

Ancak burada önemli olan paketin büyüklüğünden çok, ihtiva edeceği programın niteliği. Yine de bu pilavın daha çok su kaldıracağı her halinden belli.
Moderatöre Bildir   Logged

Yönetici
FxTurkiye.com


Expert Advisor
Stratejilerinizi Otomatik İşlem Mekanizması Olarak Size Sunuyoruz.
Sayfa: [1]
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediÄŸiniz yer: